Ya Delice Sev Ya Haince Terket Ama Asla Aldatma...
   
 
  Şiirler



                                                   
                 

       _OĞUL_

       Vatan Oğul, Bayrak Oğul, Devler Oğul, Can Oğul Sevmek Nedir?
       Bunu Bilen Aşıklar Bismillah 
       Bu Oğullar Sümeyya Can Anadoludan Doğdular
       Rabbi Esir Dileklerden Beşiklerden Bismillah
       Ad Verirken İlk Ezandan İlk Duyduğum Kelamdan 
       Göz VE Gönül Aydınlatan Işıklara Bismillah
       Emeklerken Diz Vurduğum, İz Vuduğum Her Yerde
       Ayaklanıp Atladığım eşiklere Bismillah
       Ak Önlükler İleyipte Belediğim Can Oğul
       Ninnilere, Destanlara Koşuklara Bismillah
       Düşte Gördün Kanlı Başım Peygamber Dizinde
       Ocaklara Eşiklere Bismillah
       Karamürsel , Kara Üzüm Gözlü Mürsel
       Soy Oğul Gündüz Bey Canemli Yiğit 
       Bey Dağımca Bey Oğul!...
       Gazi Battal Ülkesinnn Karayiğit Palası Devlet ğul, Müfret Oğul, Fidan Oğul, Toy Oğul  
       Anam Dedin, Baban Dedin Atam Dedin Bayrağa 
       Hem Al Bayrak Oldun İşte Hem Bayrakta Al Oğul
       Bağrındaki Kurşunlarla Çık 
       Peygamber Katına 
       Ol Mübarek Avucunun İçini Birer Birer Say Oğul 
       Bet Yüzlüler, Kem Gözlüler Hor Bakarmış Vatana
       Biz Tükenip, Yok Olmadan Olmaz Böyle Şey Oğul 
Denilmişir
       -Can Sağ İken , Yurt Verilmez Düşmana
       Hem Sütümden, Hem Kanımdan, Hem Canımdan, 
       Bu Sendeki Huy oğul
       Gazi Olur, Şehit Olur, İnan Oğul İnan!...





Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !





   _AĞIT_

Göz gamın ne olduğunu bilseydi,
gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,
padişah bu acıyı duysaydı;
göz gece demez gündüz demez ağlardı,
gökler yıldızlara, güneşle, ayla
gece demez gündüz demez ağlardı.
padişah bakardı ününe,
tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,
gece demez gündüz demez ağlardı.

Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,
uçan kuş avlanacağını bilseydi,
gerdek gecesi bu özlemi görseydi;
gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,
uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,
gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.

Zaloğlu bu zülmü görseydi,
ecel bu çığlığı duysaydı,
cellâdın yüreği olsaydı;
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,
ecel bakardı kendine ağlardı,
cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.

Kumru, başına geleceği duysaydı,
tabut, içine gireni bilseydi,
hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;
kumru selviden ayrılır ağlardı,
tabut omuzda giderken ağlardı
öküzler, beygirler, kediler ağlardı.

Ölüm acılarını gördü tatlı can,
koyuldu işte böyle ağlamaya.
Olanlar oldu, gitti dostum benim.
şu dünya bir altüst olsa, ağlasa yeri var.
öylesine topraklar altında kalmışım.




_BİR GECELİK UYUMASAN NE OLUR_

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik dostların gönlü olsun,
ne olur sabahı et bir gececik.

Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
kör olsun şeytan bir gececik.
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
göğüsler meydana dönsün bir gececik.

Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yılan olsun.
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.

Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.





_DUY ŞİKAYET ETME_

Duy şikayet etmede her an bu ney,
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

Der ki feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.

Ayrılıktan parçalanmış bir yürek
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.

Kim ki aslından ayırmış canını,
Öyle bekler, öyle vuslat anını.

Ağladım her yerde hep ah eyledim,
Gördüğüm her kul için dostum dedim.

Herkesin zannında dost oldum ama,
Kimse talip olmadı esrarıma.

Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?

Aynadır ten can için, can ten için,
Lakin olmaz can gözü her kimsenin.

Ney sesi tekmil hava oldu ateş,
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!

Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,
Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.

Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.

Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,
Hem verir Mecnunun aşkından misal.

Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?

Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.

Gam dolu günler zaman hep aynı hal,
Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.

Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,
Ey temizlik örneği sen gitme, kal!

Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.

Olgunun halinden ah, anlar mı ham?
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam. 





_GİTTİN_

Buradan bir nice acıyla, özlemle gittin,
sonra yalvardın yakardın amma
eline düşmüştün bir kere kaderin,
ne fayda sevgili, ne fayda.

Her yanda çareler aradın kendine,
olmadık şeyler yaptın her yanda.
Bulamadın bir çare, sonunda gittin,
ne fayda sevgili, ne fayda.

Kucağın güllerle doluydu senin,
ayın öndördü bir yüzün vardı .
Kopup halkasından dostlar meclisinin,
o aşağılık, o bayağı yere sen,
o karıncaların, yılanların yanına
ne oldu, nasıl oldu da gittin?

Nerde hani o cânım sözlerin şimdi?
Nerde hani o sırları çözen akıl?
Nerde hani gül bahçesine giden ayak?
Elimizi tutan el nerde hani?

Hoştun, güzeldin, eşin yoktu senin,
insanları hemen elde ederdin.
Ama kalktın çıktın bir uzun yolculuğa,
insanları yiyen toprağa gittin.

Ağlaya inleye sen gittin ama,
gökler de arkandan durmadı ağladı.
Parça parça etti yüzünü ay.
Gönlüm arkandan kan bağladı.

Şimdi ne edeyim, kime sorayım seni?
İyi insanlar arasında mısın orda?
Yani dostlar meclisinde mi?
Yoksa bir kenarda boynun bükük mü kaldın?

Öyle bir yere gittin ki bu sefer,
izinin tozu bile belli değil.
Ne kadar da kanlıymış gittiğin yol!

 




_HATIRLA AMA_

 

Bir tatlı ömür gibi gitmeye niyetlendin,
ayrılık atına eyer vurdun inadına.
Ama bizi unutma, hatırla ama.

Sana temiz dostlar, iyi dostlar, bağdaş dostlar
yeryüzünde de var. gökyüzünde de var.
Eski dostla ettiğin yemini, hatırla ama.

Sen her gece ay değirmisini
başına yastık edince yollarda,
dizimde yattığın geceleri hatırla ama.
Sen ey, hüsrev'i kendine kul,
Şirin gibi bir nice güzeli esir eden,
aşkının ateşiyle tıpkı Ferhat gibi benim
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama.

Bir deniz kesilen gözlerimin kıyısında
bir aşk ovasını görmüştün hani;
sarfan dallarıyla, ağustos gülleriyle sarmaşdolaş.
Bunu unutma, hatırla ama.

Ey Tebrizli Şems,
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,
benim dinim senin yüzünde övünür, ey sevgili.
Bunu unutma, hatırla ama.




_O GELİYOR O_

  Y
ollara sular dökün,
bahçelere müjdeler edin,
bahar kokuları geliyor,
o geliyor, o
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Yol verin, açılın, savulun.
Beri durun, beri.
Yüzü apaydınlık, akpak,
bastığı yeri ardında gündüzler gibi bırakarak
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Gökler yeryüzünü kapladı, örttü bir anda.
Bir anda dört yanı misk gibi bir koku sardı.
Bir anda bir velvele, bir kıyamet koptu cihanda.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Bir anda can geldi bağlara, bağlar ışıdı.
Bir anda açıldı baktı bağlara gözler.
Bir anda bizde ne gam kaldı, ne dert kaldı, ne keder.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Yayından fırladı ok.
Hedefe ha vardı, ha varacak.
Bahçeler selama durdu.
Selviler ayağa kalktı.
Çayır çimen yollara düştü.
İşte konca, ata binmiş geliyor.
Biz ne duruyoruz,
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Sen bizim yöremize gelirsen göreceksin, ey şems,
Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak.
Senin güzel gözlerinçin işte canım pusuda.
Rahatım kaçtı benim,
geceleri uykum kalmadı gitti ama,
bak işte o güzel günler yola çıkmış geliyor.




_TÖVBE_

Ey çalgıcı,
şu gazeli oku:
Ben sevgiliden geçtim, de.
Gülden, dikenden geçtim,
tövbe ettim, de.

Bir gün sarhoştum,
bir gün şöyle böyle.
İkisinden de yudum elimi.
Baktım na buraya kadar tövbenin içindeyim,
dedim tövbelerime tövbe.

Bu köyün şarapçısı hani nerede?
Çabuk şu şağrağı doldursun.
Ar da neymiş,
namus da ne?

Körkütük olmuşum, körkütük işte,
sıcağa, soğuğa tövbe etmişim,
yaşa, kuruya tövbe.

Gel çalgıcı, gel,
ben yolumdan çıkmışım bikere.
Sen bilirsin yolunu,
al çalgıyı, vur tele.

Gönlüm benim paramparça.
Bir çare derdime, bir çare.
Göster kendini, çık ortaya,
gecemizi aydınlat.

Çok karanlık, çok.




_VERDİM CANIMI GİTTİ_

Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,
ay parçası bir yüzü var,
baştanbaşa fitne.

Savaş vakti tez gider, de , tellal,
barış vakti uysal olur, de.

Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?
Sırtında bir al kaftan taşıyor.

Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.

Nerede bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?

İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,
verdim ona gitti.



_Al Götür_ 

Ne Yaptımsa Sana Yaranamadım
Bir Canım Kaldı Onu Da Al Götür
Yürekten Gelerek Aranamadım 
Bir Canım Kaldı Onu Da Al Götür Hayırsız...

Ölüm Döşeğine Düştüm Düşecem
Herkes Görsün Yaraları Deşecem
Allah Büyük Belki İyileşecem
Bir Canım Var Gel Al Götür Hayırsız...

Aşık Mustafa'yım Bilmeyen Bilsin
Çektiğim Sevdaya Gülenler Gülsün
Arar Bulamazsın Haberin Olsun
Bir Canım Var Gel Onu Da Al Götür Hayırsız...






_Ölüler Aramaz Gülüm_


Gel Küsülü Gezmeyelim
Dost Dosttan Iramaz Gülüm
Gönülleri Üzmeyelim
Bir Şeye Yaranmaz Gülüm

Ağın Üstünde Karayım
Dermanı Kimden Arayım
Sen İlaçsın Ben Yarayım
Hekimler Saramaz Gülüm

Olur Olmaza Taşlattın
Bahar Görmeden Kışlattın
Bu Ateşi Sen Başlattın
Kimse Karartmaz Gülüm

Bak Çevrili Her Yanımız
Belki Akacak Kanımız
Bu Gidişle Kervanımız
Menzile Varamaz Gülüm

Mustafa'yım Gülmeyince
Ben Giderim Gelmeyince
Aşk Biter Mi Ölmeyince 
Ölüler Aramaz Gülüm...



_Uyarı_

Sevda Gelmeden Başa
İnce Eleyip Sık Dolu
Kırktan Sonra Gelirse
Yasin-i Şerif Oku

Çaresini Bulamam
İlacı Yok Hekimde
Kimine Ocak Şubat
Kimine Eylül Ekimde

Ocak Şubat Kurtulur 
Umudu Yüzde Doksan
Eylül Ekim Ya Sapık
Yada Akıldan Noksan

Şu Anda Sevdalığın
Zulmünü Yaşıyorum
Gönüle Çok Sözüm Var
Mantığa Şaşıyorum

Eş Diyorsan Var Eşim
Gelin Damat Ve Torun
Teşhisim Çok Kolay
Başta Kafada Sorun

Sevdalık Çağ Atladı
Ticari Şekil Aldı
O Tertemiz Duygular
Geçmiş Yıllarda Kaldı

Paran Varsa Güzelsin
Hatta Çok Çok Güzelsin
Eğer Paran Yok İse
Allah Belanı Versin

Parası Olanların 
Sevdası Uzun Sürer
Benim Gibi Fakirlerin 
Başına Çorap Örer

Bu Yüzden Sevdalıklar
Yıldan Düştü Saate
Olursa Peşin Olsun
Bakmıyorlar Vaade

Duydun Mu Para Sesi
Ensendedir Nefesi
Dedik Ya Çağ Atladı
Yiyip Gitmek Hevesi

Bu İşe Çıkıyorsan
Çok Çok Önemli Vakit
Seviyorum Diyorsan
Çok Çok Olacak Nakit

Yapılacak Tek İş Var
Dikkat İster Her Adım
Dikkatimi Dağıttın
Malumunuz Feryadım...




_Gitmiyor Başımdan_

Başımdan Gitmiyor Gamım Kederim
Kaderimdir Benim Kime Ne Derim
Ölüme De Koşa Koşa Giderim
Bu Tatlı Canımdan Bıktım mı Bilmem

Tesbih Gibi Elden Ele Verildim
Şal Ettiler Yerden Yere Serildim
Günde Yüz Bin Kere Öldüm Dirildim
İdam Sehbasına Çıktım mı Bilmem

İnsan Can Dostunu Çok Geç Seviyor 
Canım Bildiklerim Kanım İçiyor 
Dar Sokakta Görmezden Geçiyor
Az Da Olsa Gönül Yıktımmı Bilmem

Osman'ım Elbet Vardır Kusurum
Zaman İlerledi Yarım Asırım
Bir Güzelin Gözlerine Esirim
Alıcı Gözüyle Baktım Mı Bilmem...



_ANLATAMAM DERDİMİ DERTSİZ İNSANA_

Anlatamam derdimi dertsiz insana
Derd çekmeyen dert kıymetin bilemez
Derdim bana derman imiş bilmedim
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz

Gülü yetiştirir dikenli çalı
Arı her çiçekten yapıyor balı
Kişi sabır ile bulur kemali
Sabretmeyen maksudunu bulamaz

Ah çeker aşıklar ağlar zarınan
Yüce dağlar şöhret bulmuş karınan
Çağlar deli gönül ırmaklarınan
Ağlar ağlar göz yaşların silemez

Veysel günler geçti yaş altmış oldu
Döküldü yaprağım güllerim soldu
Gemi yükün aldı gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz



_SADECE GÜLÜMSE_

Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..

Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!



_SENİ DÜŞÜNÜRKEN_

Ben, seni düşünürken,
yaşım ne olursa olsun
çocuk olurum.
O kolu sökük, el örgüsü kazak
ve lastik tokyalarıyla
salya sümük küfredip, ağlayan,
minicik elleriyle pencereleri kıran,
isyankar, hırçın, gözükara
bir çocuk olurum.
Ben seni düşünürken, aşkın ne olduğunu
ve neden yaşadığımı aramadan bulurum_


_SATAN UTANSIN_

           Kendi öz yurdumda ben miyim garip?
 Beni bir köşeye atan utansın
     Eğilmiyor diye,kurdu hor görüp,
 İti el üstünde tutan utansın!..


Oğlumuz sokağa itiliyorken,
 Ve kanına zehir katılıyorken
 Yolda kızlarımız satılıyorken
        Yatağında rahat yatan utansın!..


        Ne canım mühimdi,ne de rahatım
       Ne kanım kıymetli,ne de hayatım
     Ne bedelim vardı,ne de fiyatım
     Beni üç kuruşa satan utansın!..


     Ben asiydim,ıslah edemezlerdi
    Kurtların üstüne gidemezlerdi
      Böyle koyun gibi güdemezlerdi
       Beni bu sürüye katan utansın!..

   Namusumuza el uzatan varsa,
           Böyle durur muyduk,dünyalar dursa
      Şu bayrak yerlerde çiğneniyorsa
      Ayağa kalkmayan vatan utansın
           Bu devri yıkmayan vatan utansın!..






_EĞER KALBİM SENİ UNUTACAK KADAR ADİ İSE ELLERİMDE ONU PARÇALAYACAK KADAR ASİDİR_

_BİTANEM_

 

 

 

 

 







_İSYAN ETMİŞİM BEN_

Aya öfkelenmişim ben,
işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.
Padişaha kızmışım,
çırılçıplak bir yoksul olmuşum.

Güzeller sıltanı gel demiş,
evine çağırmış beni.
Ben bir yolunu bulmuşum,
yola baş kaldırmışım.

Sevgilim baş çeker, naz ederse,
gamlara atar, kararsız korsa beni,
bir kez olsun ah demem, inad için.
Ah'a da kızmışım ben.

Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o.
Bir bakarsın şanla şerefle aldatırlar beni.
Oysa altın falan istemiş değilim ondan,
şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.

Ben bir demirim,
mıknatıstan kaçıyorum.
Bir saman çöpüyüm ben,
mıknatıslara yan çizmişim.

Ben öyle bir zerreyim ki,
bütün âleme isyan etmişim.
Havaya, toprağa isyan etmişim,
Ateşe, suya isyan etmişim.
Altı yöne isyan etmişim.
Beş duyuya isyan etmişim.

Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,
altı yön de neymiş,
beş duyu da ne.
Benim için hiç bir şey umurumda değil.




SEVGIMDEN SÜPEN VARSA 

Ardimda var nice güller
 gözüm görmez hic bir güllü
benim gönlüm bir nazli gülde,
o bakar hangi gulle
ne sarayda
 var gözümde ne konakda
 benim gözüm 
gercek seven yarda
 benim özüm
bir mendil salsam yara alir
 koynunda saklarmi yara
benim yaram derin bir yara.
kabuk tutmus yar gelip yarami sara
yar adin dilimde türkü oldun nerde
 o tatli dilin
senden baska yar tanimam, 
sar beni beline salma ne olur 
su gurbet eline
yalan varsa sözümde özümde, 
su gurbetde mezarimmi dostlarim elleriyle
 kazsin
icdigim su zehir cikdi yare 
sözüm neden sana yalan geldi
sahte sözle yar sevilmez,
gurbetcinin kalbi yok denilmer
bizi siladan ayiran utansin yar 
gel ne olursun anla su halimi
hastayim yatakdayim artik 
can vermekdeyim
sözümde süpen varsa gel topraga 
at beni



HANİ NERDE

Akşam olunca evimize çekiliyor perde
Uykularım kaçıyor bu uzun gecelerde
Kalbim dayanmıyor düştüm çaresiz derde
Bayramda herkes geldi, hani benim aslanım nerede
Benim biricik yiğidim ve şehidim

Evimizin köşesinde hep seni ararım
Eller güler oynarken ben hep kan ağlarım
Şu fani dünyada sana hep ben yanarım
Her gün bahçemdeki güller gibi sararıp solarım
Benim biricik yiğidim ve şehidim

Karlı dağlardan sular şırıl şırıl akarken
Kareli gömleğimin yakasına resmini takarken
Sarılmış kefeninde mis gibi kokarken
Musalla taşında tabutuna üzgün üzgün bakarken
Benim biricik yiğidim ve şehidim

Top arabasında giderken hep sana baktım
Yenilmez duygu ve acılarımı içime attım
Feleğin attığı sillenin acısını sende tattım
Yazmış olduğum şiirlerde hep seni anlattım
Benim biricik yiğidim ve şehidim

-''GÖZ YAŞIM DİNMEDİ''

Hoşgeldiniz
 
Reklam
 
_Hoşgeldiniz_
 
Helal Olmayan Aş Aştan Sayılmaz
Allah Yolun'da Akmayan Yaş Yaştan Sayılmaz
Gövdemin Üzerinde Başım Var Diye Sevinme
Allah Yolunda Secde'ye Gelmeyen Baş Baştan Sayılmaz
Mesnevi Siteler
 
www.mewlana.com
www.semazen.org
www.neyzen.com
www.dinleneyden.com
http://www.uyaneygozlerim.com/
www.mutriban.com

Dost Siteler
 
www.sairimsin.net
www.muslumangenc.com
www.gülüm.net
www.menzil.net
_Nasihat_
 
Sevgide Güneş Gibi Ol
Dostluk Ve Kardeşlikte Akarsu Ol
Hataları Örtmekte Gece Gibi Ol
Tevazuda Toprak GibiOl
Öfkede Ölü Gibi Ol
Her Ne Olursan Ol
Ya Olduğun Gibi Görün
Yada Göründüğün Gibi Ol
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Ecelle Sözlü Ölümle Nişanlıyız Tesadüfen Doğmuşuz Mecburen Yaşamalıyız Değilmidir'ki Sonumuz Kara Toprak Ölümden Korkumuz Yok Tek Korkumuz Unutulmak...